“Batı, İslâm’ı, Tarih Yapabilen Aktör Konumundan Uzaklaştırmak İstiyor”

Batı, Vehhâbîlik üzerinden bir şekilde sanki Ehl-i sünneti temsil ediyormuş gibi bir Selefî-Haricî mantık icat etti ve bunu bütün İslâm dünyasının omurgası olacak şekilde Suûdîler üzerinden yaydı. Burada gelinen noktada o yüz yıllık boşluk, bin yıllık Ehl-i sünnet tecrübeyi yıkan saldırının oluşturduğu boşluk, Osmanlı’yı durduran şeydi. Dolayısıyla burada asıl Ehl-i sünnet omurgayı bir şekilde sosyolojik ve akîdevî olarak devre dışı bırakacak bir operasyon çekildi.

Söyleşi / Yusuf Kaplan

Söyleşi / Davut Bayraklı – Mehmet Erikli 

Suriye’de bugün neler oluyor? Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Konjonktürel olarak Suriye’de olan hadiselerin Türkiye ve Avrupa’ya yansıması nasıl olacak?

Bana kalırsa Suriye’de nihai noktasına ulaşan bir savaş var. Bu savaşın nedenlerini, aktörlerini çok fazla kavrayabildiğimizi düşünmüyorum. Burada çok karmaşık bir durum var. Şu an sistemde çeyrek asırdır Yahudilerle İngilizler savaşıyor. Bu, resmin bir karesi. Osmanlı durdurulduktan sonra bir vakum, bir boşluk oluşturuldu. O boşluğu ilk önce Batılı emperyalistler doldurdu. Sözde bağımsızlık verdiler, haritalar çizdiler. Diktatörler üzerinden, kontrollerindeki kukla bir kadroyla yaptılar bunu. Mesela Esed… Hiç kimse Esed’in İngiliz ayağını düşünmüyor. Adam İngilizlerin köpeği. Esed’i beslediler ama şu an İngilizler hiç yok ortalıkta. İngiliz-Yahudi savaşında sisteme kim çeki düzen verecek meselesinde emperyalistler, onların uyduları, daha sonra da İsrail girdi devreye. İsrail’in devreye girmesi, İngilizlerin bütün planlarını alt üst etti. İsrail, 1992’de Oslo ile ekonomik olarak da yerleşmeye başladı. Önceden siyasî ve coğrafî olarak İslâm dünyasının tam kalbine yerleşen İsrail, daha sonra ekonomik olarak da yerleşti. Bu da İngilizleri çıldırttı. Orada Birleşik Arap Emirlikleri diye bir devlet icat ettiler. Dubai gibi bilmem ne üzerinden Arap sermayesini kontrol edecek bir merkez yaparken aynı şeyi uzak Asya’da Malezya’yı kullanarak yaptılar. Arap sermayesini Londra’ya çekmeyi mümkün kılabilmek için jeopolitik, jeokültürel, jeoetnik dengeleri karşılayacak bir yerdi Birleşik Arap Emirlikleri. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, BM’de ilk defa, dünya 5’ten büyüktür, diye konuşunca tek bir ülkeden bir saat içinde tepki geldi: Birleşik Arap Emirlikleri kralından.

Peki, bu ne anlama geliyor hocam? Birleşik Arap Emirliği’nin bu tepkisini nasıl okumalıyız? Onlar, kendi adına mı konuşuyorlar, yoksa işin içinde başka bir oyun mu var?

Burada konuşan Kral değil ki! Aslında İngilizler konuşuyor. Şöyle de diyebiliriz, biraz da bölgenin dışındaki ve içindeki aktörleri bir şekilde kullanarak yapıyor İngilizler bunu. Ama ana aktörleri, iki yüz yıldır onları bölgeye yerleştirenler. Bu resmin ikinci tarafı bu. Orada seçilen bölge de çok önemli. Türkiye’nin güneyi seçilmiş. Burada bizim hatalarımız da var. O hatalar bir şekilde görülüyor, iş işten geçiyor ama biraz toparlıyoruz. İlk defa Fırat Kalkanı’yla bir önlem almaya başladık stratejik olarak.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Ocak 2017 sayısında.