Bir Filmin Portresi, Bir Portrenin Filmi: Kümes

İstanbul’da doğmuş, Cihangir’de büyümüş birisi için Anadolu taşrasında bir köy hikâyesi anlatmak, ilk film için kaygan bir zemin olabilir. Fakat filmin anlatım dili, atmosferi, karakterlerin sahiciliği ve oyunculuklar Bayraktar’ın, Cihangir’li bir Anadolu çocuğu olduğunu gösteriyor. Filmdeki detaylar, yer sofrası, sofradaki yiyecekler, serilen yataklar, çocukların kuş merakı, köylülerin hastaya bakışı, baba ile çocuk ilişkisi gibi detaylar buna birkaç örnek. Özellikle namaz sahnesi, Anadolu coğrafyasının küçük bir özeti gibi.

Beyazperde

Beyazperde / Süleyman Salih Şahin 

Babasının Cihangir’deki kahvehanesinde çalışırken, ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz’un dikkatini çeken ve filminde oynattığı yirmili yaşlarının başlarındaki delikanlı, aradan geçen on üç yıl sonrasında başarılı bir oyunculuk kariyerine bir de yönetmenlik ekler “Kümes” filmi ile. Hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığını ve tesadüflere inanmadığını söyleyen Ufuk Bayraktar, bugün geldiği noktada duruşunu şöyle anlatıyor: “Ben, hayatım boyunca hiçbir yeri nokta olarak görmedim ama hayatın içinde birçok noktadan geçtim. Geçerken de yaşamayı tercih ediyorum. Oturduğumuz yerde sağlam durmakla alakalı aslında. Bir sandalyede ömür boyu kıpırdamadan oturmayı seçebilirsin, bir anda kendini başka bir yere gelmiş de bulabilirsin. Bu, sadece sağlam durmakla alakalı. Olduğumuz yeri kabullenirsek orada mutlaka bizim için saklı sırlar vardır. Kabullenmediğimiz sürece o sırları da göremeyiz.” Bu cümlelerin sahibinin, geçen yıllar içerisindeki değişimine ve şimdi geldiği noktada yaptığı filmin serencamına biraz göz atalım.

Hayatın Sırrı Basitlikte Gizli

Sinema sanatına dair, onun hayatla ya da insanla münasebetlerine dair kitaplar dolusu söz söylenebilir/söylenmiştir. Muhtemelen iri iri laflar, derinlikli cümleler geçiyor içinizden. Fakat mesele oldukça basit; basitlik. Bayağı ve değersiz anlamındaki basitlik değil bahsettiğim. Basit kelimesini sözlükteki birincil manası ile düşünelim: “Yapılması veya anlaşılması kolay olan, karışık olmayan.” Böylesi basitlikte bir film yapmak sözlükte kolay yazsa da zor zanaat. Buna mukabil, engin imgeler denizi, büyük laflar, yüksek sanat, derin sembolizm vadeden ya da bunlardan beslendiği iddiasında olan filmler…

Yazının devamı; Mostar Dergisi Ocak 2017 sayısında.