Batı’nın Türkiye Riyakârlığına Dair Bir Durum Tespiti

"Sakın şunu unutmayın: Avrupalılar sizin beyaz olduğunuzu falan düşünmüyor. Siz de siyahsınız çünkü müslümansınız. Ancak işlerine geldiği zaman sizi hemen beyaz yaparlar hem de süt beyaz; ama işleri bittikten sonra tekrar siyah olursunuz. Avrupa’nın müslümana ve Türkiye’ye bakış açısı budur!”

Mostar Dergisi Şubat 2017 Bakış Açısı

Bakış Açısı – Ozan Bodur 

Takvim yaprakları 1965 yılının Ocak ayının ortasını işaret ediyordu. Milliyet gazetesi muhabiri Haluk Şahin, baharı özlemle yâd ettiren bu kış sabahında, İngiltere seyahati için son hazırlıklarını yapıyordu. Tuttuğu notları özenle dosyasına koydu. Okuyacağı birkaç kitabı ve gezi rehberini dikişleri sarsılan bavulun en üst bölümüne istif etti. Fotoğraf makinesi ve kayıt cihazını el çantasına yerleştirirken ayrı bir itina gösteriyordu. Ne de olsa ekmeğinin peşinden giden çalışkan bir gazetecinin en vefakâr yol arkadaşları onlardı. Dişleri birbirine imece usulüyle destek veren bavulunun fermuarını çekerken cızırtılı radyosuna öylesine kulak verdi. Ajans; Ankara’yı ziyarete gelen Sovyet Yüksek Şurası Parlamento Heyeti’nin gerçekleştirdiği resmi ziyaretleri haber veriyordu. Davudî sesli TRT spikeri, veciz bir İstanbul Türkçesiyle, Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün heyet başkanı Padgorni’ye Süleyman Demirel’i takdim ettiğini söylerken dalıp gitmişti.

Onun aklı ülke gündeminden ziyade Manchester ziyaretinde röportaj yapacağı kişideydi. Dile kolay bu iş Türk matbuatında bir ilk olacaktı. Yani ilk kez bir Türk basın mensubu, sadece Amerika’nın değil dünyanın gündemini alt üst eden o aktivistle konuşacaktı. Bu dalgınlığını aprondan kalkış yapan uçağın sarsıntısını ve nazik belagatiyle “Bir isteğiniz var mı efendim?”  diye seslenen hostesin araya girmesini saymazsak hiçbir şey bozamadı.

Mühim Bir Adam

Okuduğu haberler ve tuttuğu bilgi notları gözünün önünden geçerken muhatabının neden bu kadar önemli bir adam olduğu üstüne düşünmeye başladı. Hakkında bildiklerini üstü üste koyunca ortaya şu soru çıktı; bir insan hem bu kadar sıradan hem de bu kadar mühim olabilir miydi? Tek bu soru üzerine saatlerce düşündü. Görüşmenin ayarlandığı otelin lobisine geldiğinde dünyanın birçok yerinden gazetecilerin onunla görüşmek üzere oraya geldiğini anladı. Bir an için tebessüm ederek saatlerdir sorduğu sorunun ne kadar da saçma olduğunu anladı. Başını nereye çevirse farklı bir ülkeden gelen meslektaşı biraz sonra toplantı salonuna inecek olan mühim konuğun hayatına dair ilginç bir ayrıntıdan söz ediyordu.

Malcolm X

Kimi beyaz ırkçılar tarafından tren rayları üzerinde öldürülen babası Earl‘den sözü açıyordu kimi ise eşini kaybedince deliren annesi Louse’den… Ve ardından sosyal hizmet görevlileri tarafından darmadağın edilen “Little” ailesinden… “Acaba” diyordu bir gazeteci, “Little” soyadını kullanmayıp bunu “X” olarak göstermesi bundan mı kaynaklanıyordu?” Başka bir gazeteci araya girerek cevap verdi; “Hayır, onun X soyadını kullanmasının sebebi, Amerika Birleşik Devletleri’nin Afro-Amerikalılara uyguladığı politikalardan kaynaklanıyor. Kendisi, beyazların kendilerine verdiği her şeye karşı çıkıyor, soyadına bile.”

Yazının devamı; Mostar Dergisi Şubat 2017 sayısında.