Dilimizin Sınırları Ahlâkımızın da Sınırları mıdır?

Mademki kelimeler düşüncelerin, duyguların ve anlamların taşıyıcılarıdır ve de her biri biriciktir, şu durumda ahlaki terimler, kelimeler de ahlaki duygu ve düşüncelerin taşıyıcısıdır ve biriciktirler. Bunları kelime dağarcığımızdan tamamen kaldırırken yahut birini diğerinin yerine ikame etmeye kalkarken çok dikkat etmek gerekmektedir. Hele yapay müdahaleleri söz konusu etmiyorum bile.

Fikir

Fikir / İbrahim Aksu 

Dilimizi, yani dil bilincimizi ve hassasiyetimizi, daha özel olarak da kelimelerimizi kaybettiğimizde, o dilin ve de kelimelerin taşıyıcısı olan ahlâkı, yani ahlâkî düşünce ve duyguyu kaybedebileceğimizi düşündünüz mü hiç? Kaybolan bir kelimenin yerinin tam olarak bir daha asla doldurulamayacağını biliyor muydunuz?

Şüphesiz öncelikle dilin, kelimelerin ahlâkî düşünceyi ve duyguyu taşımasının ne demek olduğunu ve kelimelerin nasıl kaybolup yerlerinin niçin doldurulamayacağını açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Dildeki kelimeler, hatırdakilerin birer sembolüdür. Diğer bir deyişle satırlar, sadırdakilerin cisimleşmiş halidir. Kelimeler kaybolduğunda, onların işarette bulunduğu olgular, anlamlar ve duygular da hafızalardan kaybolmaya yüz tutar. Dilimizde olmayanın dünyamızda da olması mümkün değildir. Bundandır ki dilimizin sınırlarının dünyamızın sınırları olduğu ifade edilmiştir. Peki, hangi dünyamızın?

Yazının devamı; Mostar Dergisi Ocak 2017 sayısında.