Nuri Arlasez: Bu Toprakların Tuzu

Nuri Bey, bir gün Beyazıt'taki bir kitap sergisinde güzel bir yazı görüp alır. Bu, Sultan II. Beyazıt'ın bir vakfiyesidir ve hattı Şeyh Hamdullah'a aittir. Eski eserleri toplama alışkanlığını Nuri Bey şöyle anlatacaktır: “Dehşete düştüm ve misyonumu o gün fark ettim. Kurtarabildiğim kadarını kurtaracaktım. Ve yemek bile yemeyip mini minnacık bütçemle bunları satın almaya başladım. Şimdi bir tanesi bile insanı milyarder eder. Kendi kendime dedim ki 'Bu bir emri hayır olacak, aç kalsan, açıkta kalsan bile zinhar satmak yok!”

Mostar Dergisi Şubat 2017 Çerçeve / Nuri Arlasez / Çizim: Melike Büyükçolpan

Çerçeve – Bekir Salih Yaman 

Büyükler, şöhretten köşe bucak kaçarak yaşarlar çünkü şöhretin âfet olduğunu idrak etmişlerdir. İdrak edenler büyüklerdendir. Çünkü idrak etmek öyle herkese nasip olacak bir fiil değildir. Büyükler bilmediklerini idrak eden ve bilme istekleri ilk günkü gibi taze ve canlı kalanlardır. Şöhretin ve servetin esiri olmadıkları ve bunlara ömürleri boyunca itibar etmedikleri için asıl hürriyeti onlar yaşarlar. Harf devriminin icra edildiği o zor günler esnasında hurufatımız olan İslâm harflerini ve İslâm harfleriyle yazılmış binlerce yazma ve basma eseri cüz’i maddî imkânlarına rağmen ömrü boyunca her imkân dâhilinde toplayan ve yok olmaktan kurtaran Nuri Arlasez de bu bakımdan büyüklerden sayılmaktadır.

Münzevî Bir Yaşam

1910 yılında, İstanbul’da, devrin ünlü ceza avukatlarından Hüsnü Selim Bey’in oğlu olarak soylu bir ailede doğan Nuri Arlasez, devrin ve ailesinin şartları gereği Mekteb-i Sultânî’de okur ve babasının ısrarıyla Mekteb-i Hukuk’a yazılır. “Arlasez” soy ismi sanatla sezmek manasına gelir. Okulunu bitirdiği an her türlü imkân kendisine sunulmaya hazırdır. Babası vesilesiyle Türkiye’nin en büyük avukat yahut hâkimi olabilir pozisyondadır. Fakat Nuri Bey’in tek isteği, istediklerini yapabilmek için bol vakittir. Nuri Arlasez, babasını yirmi, annesini de otuz yılında kaybeder. Şişli’de, ablasıyla kendisine miras kalan on dört odalı ahşap köşkün ısıtabildiği tek odasında, tam elli yıl, Hint felsefesine dair kitaplar okuyarak ve asgari imkânlarla, el yazmaları, fermanlar, vakfiyeler, levhalar toplayarak tek başına yaşamıştır.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Şubat 2017 sayısında.