Öğretmenlik, Mis Gibi Meslek Yeminle!

Lise yıllarını geride bırakan herkesin zihninde okul hayatıyla ilgili, çoğunlukla da öğretmenlerin başrolde olduğu hatıralar yer eder. Acısıyla tatlısıyla her hatırlanışta öğretmenler özlenir. Bütün geyikler bir yana “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü, öğrencilik ve öğretmenlik üzerine tarihte eşi benzeri olmayan bir ifadedir ve bir medeniyetin yüceliği, öğretmenlerine verdiği kıymetle ölçülür.

Mostar Dergisi Şubat 2017 Sürahiden Bardaklara

Sürahiden Bardaklara – Nazım Yılmaz 

Büyüyünce ne olmak istersin sorusuna ne cevap verirdiniz? Öğretmeninizi çok sevmediyseniz ya da ebeveynlerinizden biri öğretmen değilse bu soruya ‘Öğretmenlik’ cevabını verme ihtimaliniz oldukça düşüktür. Doktorluk, avukatlık, mühendislik gibi mesleklerin yanında öğretmenlik pek beğenilmez, tercih edilmek istenmez. Üvey evlat muamelesi yapılır, şımarık kızlar arasındaki Külkedisi payesi verilir. Ancak lise yıllarında sinüsler kosinüsler sağdan, türevler integraller soldan vurunca köprüden önce son çıkış olarak öğretmenlik seçilir. Adeta bir Yeşilçam filmi hayat bulmuş, bu üvey evlat çaresizlerin çaresi, gariplerin umudu olmuştur. İyi de olmuştur aslında. Ülkede her şeyden çok eğitime ihtiyacımız var. (Peşin kamu spotu)

Öğretmenliği diğer meslek gruplarından ayıran temel faktörlerden birisi, herkesin hayatının uzunca bir döneminde öğretmenlerin var olmasıdır. O kadar ki; neredeyse ebeveynlerimizden bile fazla görürüz öğretmenlerimizi. Onlar da neredeyse kendi çocuklarından çok öğrencilerini görürler. İşte bu çift taraflı denklem beraberinde eşi benzeri olmayan diyalogları doğurur. Bu diyalogları ilk kim başlattı bilinmez ama bin yıllardır bütün öğretmenler tarafından kullanıldığı kesin. Öğrencilik hayatı boyunca öğretmen klişelerine gülen öğrenciler, eğitim fakültesinden mezun olup ilk görev kâğıdını aldığı andan itibaren başkalaşım geçirir ve o sihirli cümleleri kurmaya başlar.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Şubat 2017 sayısında.