Samimi Bir Mücadele İnsanı: Hasan el-Bennâ

Bir Halvetî dervişi olan Hasan el-Bennâ, âlim formasyonuyla bilinen birisi değildi, kendisi de böyle bir iddiada bulunmuyordu. Geride birkaç kitap bırakmıştı. Mücahede ehli bir derviş olan yüce gönüllü zâtın etrafında geniş kitlelerin peyda olması, Mısır Kralı Faruk’u rahatsız eden bir durum teşkil ediyordu. Müslüman Kardeşler, Mısır’ın dört bir köşesine yayılmış, Mısır’ı da aşarak Suriye ve Filistin’e de sirayet etmişti.

Mostar Dergisi Şubat 2017 Portre / Suluboya: Bünyamin K.

Portre – Ali Muhsin Türkoğlu 

Mısır ülkesi, dünya üzerindeki stratejik yeri, değerli ve bereketli toprakları, köklü tarihî geçmiyle her zaman insanların gözünün çevrildiği bir ülke olmuştur. Hz. Ömer döneminde fetih yoluyla müslümanlaşmış, devrin Arapça kaynaklarında “Devletü’t Türkiye” diye geçen Memlûklar zamanında müslümanların halifesini 250 yıl üzerinde barındırmıştır. Birinci Selim zamanında Osmanlı idaresine giren Mısır, 19. asırda Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın isyanıyla Osmanlı’dan uzaklaşmış, nihayet 1882 yılında İngilizler burayı işgal etmişlerdir. 1922 yılına kadar fiilen işgal ettikten sonra İngilizler, kendi güdümlerinde bir Mısır Krallığı kurdurmuşlardır. Daha Kavalalı devrinde başlayan İngiliz tesiri, Mısır’ı tam bir müstemlekeye çevirmiştir. İngilizler, Mısır’ın ticaretini, yollarını, tarımını kontrol etmeye başlamış, devlet kurumlarına ait binalar dahi İngiliz  mimarisine göre yapılmaya başlanmıştır.

Hasan el-Bennâ, İngiliz işgâli altındaki Mısır’da Mahmûdiyye şehrinde 1906 yılında dünyaya gelmiştir. Babası hadis âlimidir, ailesi ve muhiti ilimle meşgûl olan insanlardan oluşmaktadır. Gayretli bir genç olan Hasan el-Bennâ da, böyle bir muhitte, on beş yaşında Kur’ân-ı Kerîm hafızlığını tamamladı. 1923 yılında Kahire’de Dâr’ül-ulûm adı verilen bir yüksek öğretim kurumunda üniversite tahsilini bitirdi. Güzel bir hitabeti vardı. Hafızlığının ve geniş hadis bilgisinin yanında binlerce beyit şiir, sayfalarca düzyazı ezberindeydi. Bu kuvvetli hafıza, güzel bir hitabetle ve Hasan el-Bennâ’nın samimi kalbiyle birleşince, Mısır’daki birçok çevreden gençler Arapça öğretmeni olan bu zatın etrafında hâlelendi. Nil kıyısındaki İsmailiyye şehrinde sohbetlere başladı Bennâ. Burası tamamen İngilizlerin kontrolünde, halkı da İngiliz şirketinde köle gibi çalışan kimselerden oluşuyordu. Hasan el-Bennâ, insanları ayırmak, güç oluşturmak peşinde değildi. “Biz müslüman kardeşleriz.” diyordu. Onun hareketi bu yüzden Müslüman Kardeşler (İhvânü’l Müslimîn) adını aldı.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Şubat 2017 sayısında.