Yassıada Kahramanı Fatin Rüştü Zorlu

Yassıada, 1960’a kadar ismini bilenin çok az olduğu bir yerken o yıldan sonra yurt içi ve yurt dışında hüzünle anılan bir yer oldu. Tabi, infazların ardından büyük bir iç rahatlamasıyla “Haydi, şimdi bu başarımızı kutlama vaktidir.” deyip eğlenceye giden zihniyetin dışındakilerce… Türlü hukuksuzluğun, vicdansızlığın ayyuka çıktığı yargılamalar ve gözaltları boyunca Fatin Rüştü Bey’in gösterdiği tavır, tam bir metanet timsali olarak anılmasını sağladı.

Mostar Dergisi Mart 2017 Çerçeve/Fatin Rüştü Zorlu/Çizim: Melike Büyükçolpan

Çerçeve / Cüneyt Dal 

“Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz.” ifadesinin gerçekliğini öteden beri bir türlü kabullenmek istememişimdir. Ancak merhum Fatin Rüştü Zorlu’nun hayatını tetkik ederken bir kez daha gördüm ki bu söz, pek de haksız bir genelleme değil. Rejimi “cumhuriyet” olan bir ülkede 1950’ye kadar iktidarı elinde tutan bir gücün ardından yönetime, halk tarafından büyük bir çoğunlukla seçilen DP, cumhurun iradesine karşı “cumhuriyetin koruyucusu(!)” silahlı birliklerce etkisiz hale getirilmiş, Başbakan ve iki Bakan da “yüksek adaletin(!)” yargılaması sonucu itibarsızlaştırılmış ve infaz edilmişlerdi. Aşağılayıcı söz ve hakaretler, küçük düşürücü kayıtlar, manen çökertici her türlü taciz ve delil fakiri davalar… Peki, kime karşı ve ne şekilde kazanmıştı zaferini (!) kendine Millî Birlik Komitesi diyen cunta? El-cevap: Millî mücadele başta olmak üzere memlekete türlü yararlılıklarla hizmet etmiş üç değere karşı idamla.

“Akabe Kahramanı”nın Oğlu

Fatin Rüştü Zorlu, 1910 yılında babasının konağında doğdu. Babası, Osmanlı İmparatorluğu’nda iffet ve faziletle hizmet görmüş Deyrizor Türkmenleri’nden Rüştü Paşa’ydı. Albay rütbesindeyken İngilizlere karşı Akabe’yi bir avuç Türk kuvvetiyle cansiparane savunmuş, bu yürekliliğiyle İngilizlere unutamayacakları bir yenilgi tattırırken Osmanlı’nın da Yakındoğu’daki hâkimiyetinin uzun yıllar devam etmesine vesile olmuştu. 6 yaşında Galatasaray’a kaydedilmek suretiyle öğrenim hayatına başlayan Zorlu’yu o yıllardan arkadaşı Nuri Birgi, şu şekilde anlatıyor: “Mahcup, sıkılgan, içine kapanık bir öğrenciydi, sakindi. Derslerinde orta derecede başarı gösterirdi. Ortaokulun son sınıflarına kadar zayıf, cılız, rengi soluk bir çocuktu. Kıyafetine pek özen göstermezdi.” Öğrenimini, 1928’de Paris’te sürdüren Fatin Rüştü, burada Siyasal Bilgiler Yüksekokulu’na devam etti. Mütevazı bir öğrencilikten sonra Cenevre’ye geçip yaptığı hukuk tahsilinin ardından 1932’de Dışişleri Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak memur oldu. İlk işi, Siyasî İşler Dairesi’nde kâtiplikti. Şüphesiz bunda,  tüm yaşamı boyunca ana dili gibi konuştuğu İngilizcesi ve Fransızcası büyük rol oynamıştı. Yakın çevresinin beyanına göre Zorlu, Türkçeyi, hakkını tam manasıyla vererek konuşan ve yazan ender insanlardandı.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Mart 2017 sayısında.