Darmadağın Eden Bir Film Yedinci Kıta

Film, eğlenceli dakikalar vadetmiyor. Rahatsız etmeyi, konfor bozmayı, gerçeğin soğuk, yalın ve acımasız yüzünü göstermek istiyor. Danimarkalı ünlü yönetmen Lars Von Trier, Haneke filmlerini şöyle tarif ediyor: “Ayakkabının içine taş parçası kaçmış gibi.” Bu film, izleyene, taştan bir ayakkabı giymiş hissi veriyor.

Mostar Dergisi Mart 2017 Beyazperde

Beyazperde / Süleyman Salih Şahin 

Saat altıda alarm sesiyle uyanmak, günaydın demek, ev terliklerini giymek, çocuğu uyandırmak, balıklara yem vermek, diş fırçalamak, çay kahve yapmak, hazır gıdalarla kahvaltı yapıp işe gitmek, işte ayak kaydırmak ya da ayağının kaymaması için ayak oyunları yapmak, terfi etmek, daha çok kazanmak, işten çıkınca markete uğrayıp karton paket içinde brokoli almak, makineleşen kasiyeri görmezden gelmek, akşam yemeğini yerken pop müzik açıp müziği duymamak, uyuyana kadar televizyon izlemek, birbirine iyi geceler deyip uyumak, saat altıda alarm sesiyle uyanmak, günaydın demek ve bir gün bu sistemi terk etmek.

Taştan Bir Ayakkabı Giymiş Hissi

Avusturyalı yönetmen Michael Haneke’nin uzun yıllar süren televizyon kariyeri sonrası ilk sinema filmi. “Buzlaşma Üçlemesi” ismini verdiği ve batı duygularının buzlaşmasına kafayı taktığı film üçlemesinin ilk filmi, 1989 yapımı Yedinci Kıta (Der Siebente Kontinent). Haneke bu filmi Alman Stern Dergisi’nde gördüğü bir haberden, yani yaşanmış bir hikayeden esinlenerek yazıyor. Film, Avusturyalı orta sınıf bir ailenin 1987, 88 ve 89 yıllarındaki birer gününü anlatıyor. Aile bireyleri kapitalist sistemin kendilerine biçtiği rolü en iyi şekilde oynamaya çalışıyorlar, ama nereye kadar? Biriktirmek, biriktirmek, biriktirdiklerinin esiri olmak ve biriktirdiklerine benzemek, cansızlaşmak, ruhsuzlaşmak, donuklaşmak. Filmde alışık olduğumuz manada bir hikâye ve karakter örgüsü yok. Bu da farklı ve ilgi çekici bir seyir deneyimi. Filmin karakterleri nesneler ve durumlar. Nesneler ve durumlar, filmin başrolleri; insanlarsa figüran rolünde. Nesneleşen yüzleri, yüzlerin nesneleşmesini izliyoruz. Film, eğlenceli dakikalar vadetmiyor. Rahatsız etmeyi, konfor bozmayı, gerçeğin soğuk, yalın ve acımasız yüzünü göstermek istiyor. Danimarkalı ünlü yönetmen Lars Von Trier, Haneke filmlerini şöyle tarif ediyor: “Ayakkabının içine taş parçası kaçmış gibi.” Bu film, izleyene, taştan bir ayakkabı giymiş hissi veriyor.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Mart 2017 sayısında.