İlim Aşığı Bir Âlim: Ahıskalı Ali Haydar Efendi

İlim öğrenmeye çok düşkün olan, vaktini boşa geçirmemeye dikkat eden Ali Haydar Efendi, siyasete müdahil olmamış ve öğrenci yetiştirmekle, ilim ehliyle okumakla ömrünü sarf etmiştir. Ancak bu tavrına rağmen önce İttihatçıların, daha sonra da Cumhuriyet’in ilk yıllarında tek parti hükümetinin zulmüne maruz kalmıştır. İskilipli Atıf Efendi’nin “Frenk Mukallitliği ve Şapka” risalesinden, satması için damadına yüz adet göndermesi gerekçe gösterilerek İstiklâl Mahkemeleri’nde yargılanmış, Tâhirülmevlevî ile birlikte bu muhakeme safhasında Ankara’da hapis yatmıştır.

Mostar Dergisi Nisan 2017 Portre / Ali Haydar Efendi - Suluboya: Bünyamin K.

Portre / Ali Muhsin Türkoğlu

Müslümanlar, Resûl-i Ekrem’in (s.a.v), Kur’ân-ı Kerîm’i ashaba tâlim ettirme metodunu modelleyerek büyük bir ilim müessesi, görünmeyen ama içinde yaşanılan bir mânâ atmosferi meydana getirdiler. Bu muhkem yapı, 19. asra kadar devam etti. 19. asra kadar Hadis’ten Geometri’ye, Edebiyat’tan Astronomi’ye kadar teşekkül eden ilim, icazet zinciriyle zihinlerden zihinlere, kitaplardan kitaplara nakledildi. Bugün klasik ilim geleneğimiz sürdürülse de maalesef bazı ilmî disiplinler inkıtaa uğramıştır. Bu kesintinin sebepleri çoktur. En mühim sebebi âlimlerin faaliyetlerinin baskı görmesi ve medrese kurumunun ortadan kaldırılmaya çalışılmasıdır. Geçen son iki asırda zulme mâruz kalmış birçok âlim vardır. İşte bu âlimlerden biri de Ahıskalı Ali Haydar Efendi’dir.

1870 yılında Batum’a bağlı Ahıska’da doğan Ali Haydar Efendi, küçük yaşta anne ve babasının ölümüyle öksüz ve yetim kalır. Rusların Kafkasya’yı adım adım işgal ettiği, büyük mücahid Şeyh Şamil’in (k.s) mücadelesinin 1859’da bitmesinden ötürü Kafkasya’nın sahipsiz kaldığı bir dönem yaşanmaktadır. Bundan ötürü Ali Haydar Efendi de bölgedeki müslümanlar gibi hicret edenler arasında yer alır. Yürüyerek gerçekleştirdiği iki seyahatinde 1894’te Erzurum’a gelir, 1895’te de İstanbul’a geçer. Fatih Medresesi’nde eğitim görür. 31 yaşında icazetini alır. İskilipli Atıf Efendi’yle birliktedir bu öğrencilik döneminde. Daha sonra ikisi de İstiklâl Mahkemeleri’nde yargılanacaktır. 1902’de Fatih Camii’nde dersiamlık görevine başlar.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Nisan 2017 sayısında.