Kapitalizmin Ürettiği Yapay Yaratıklar

Avrupa’nın son birkaç asırlık zihin tarihine baktığınızda, varlık âlemini biyolojik, sosyolojik, ekonomik ve politik açılardan rekabet ve mücadele zemininde yorumlayan pek çok çatışmacı varsayım görebilirsiniz. Bunlar içinde, sonrakilere de ilham kaynağı olması açısından Charles Darwin’in evrim teorisi önemli bir yer işgal etmektedir. Darwin bu teorisinde, biyolojik olarak canlıların hayatta kalmak için birbirleriyle sürekli mücadele içerisinde olduklarını iddia eder ve bunu “doğal ayıklanma” teziyle izah etmeye çalışır.

Mostar Dergisi Nisan 2017 Ters Köşe

Ters Köşe / Kürşat Salih Yaman

“Suriye’de devam eden iç savaş sebebiyle Şanlıurfa’nın Siverek ilçesine yerleşen Suriyeli yaşlı çift, eksi 3 derecede, çadırda yaşam mücadelesi veriyor…”

Bu cümle meşhur bir gazetenin haber sitesine ait. İçinde her gün görmeye ve duymaya alıştığımız kelimeler var. O yüzden ilk bakışta bünyesindeki illet fark edilemeyebilir. Hatta metin, bu haliyle okuyucuya son derece kusursuz bile gelebilir. Fakat durum hiç de öyle değil! Dikkatle incelendiğinde görülecektir ki bu ifadede, toplumsal hafızamıza kazınmış, Batıya ait varoluşçu kodlar içeren bir deyim mevcut; “Yaşam mücadelesi”. Bunu zaman zaman “Ekmek kavgası” şeklinde istimal ettiğimiz de oluyor. Toplum olarak her iki deyime de o kadar aşinayız ki gündelik hayatta pek çok kez duyuyor yahut kullanıyoruz. Mesela kunduralarımızı boyatmak için taburesine oturduğumuz ayakkabı boyacısına, hasbelkader, “İşler nasıl kardeş?” diye sorduğumuzda, büyük ihtimalle şuna benzer bir karşılık alıyoruz, “Nasıl olsun be abi, ekmek kavgası işte; yuvarlanıp gidiyoruz…”

Ya da akşam haberlerini izlemek için televizyon karşısına geçtiğimizde, sunucunun yaralı bir kazazedenin ölüm haberini, “Dünkü kazada ağır yaralanan filan kişi bugün sabah itibariyle yaşam mücadelesini kaybetti” spotuyla verdiğine şahit oluyoruz. Yine, zor şartlar altında para kazanan birini gördüğümüzde, bu durumu “hayat mücadelesi” veya “ekmek kavgası” olarak yorumluyoruz.

“Hayat Mücadelesi” Evrimci Bir Söylemdir

Genelde bu tür ifadeleri ağız alışkanlığıyla kullanıyor olsak da nereden geldiklerini, neye tekabül ettiklerini bilmekte fayda var. Evet, hayatın kavga ve mücadele ekseninde sürdüğü inancı başta da dikkat çektiğimiz üzere, Batı’ya ait bir itikat esası. Avrupa’nın son birkaç asırlık zihin tarihine baktığınızda, varlık âlemini biyolojik, sosyolojik, ekonomik ve politik açılardan rekabet ve mücadele zemininde yorumlayan pek çok çatışmacı varsayım görebilirsiniz. Bunlar içinde, sonrakilere de ilham kaynağı olması açısından Charles Darwin’in evrim teorisi önemli bir yer işgal etmektedir. Darwin bu teorisinde, biyolojik olarak canlıların hayatta kalmak için birbirleriyle sürekli mücadele içerisinde olduklarını iddia eder ve bunu “doğal ayıklanma” teziyle izah etmeye çalışır. Ona göre, canlı türler gerek kendi aralarında gerek birbirleri arasında gerekse fiziksel yaşam koşullarına karşı bir tür var olma savaşı vermektedirler. Bu savaşta galibiyet, rakiplerine nispetle bazı üstün ve ayırt edici meziyetlere sahip olanlarındır.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Nisan 2017 sayısında.