Vefaya Adanan Bir Ömür: Şehit Muhsin Yazıcıoğlu

Şehadetinden bir hafta önce verdiği demeçte şöyle demişti: "Bakın yoldan geliyoruz, şimdi yine yola gideceğiz. Hiçbirimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da oturanın da garantisi yok. Ruh bir saniyeliktir, püf dedi mi, bir soluktur, gitti. Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hâkim değilsiniz. Bir saniyesine bile hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. Allah'ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim, bundan sonra da böyle gideceğiz.”

Mostar Dergisi Mart 2017 Portre Muhsin Yazıcıoğlu / Çizim: Bünyamin K.

Portre / Ali Muhsin Türkoğlu 

Bundan sekiz yıl önce Kahramanmaraş’taki Keş Dağı’nda beraberindeki beş kişiyle Muhsin Yazıcıoğlu şehadet şerbetini içti. Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin bindiği helikopterin düştüğü haberi duyulduktan sonra mümin gönüllerde vakur bir dua yönelişi başlamış ve mütevekkil bir hicrân ateşine dönmüştü. Gönüllerdeki duaların esas karşılığı mahşer gününe kalmıştı. Zaten dünya müminin zindanıydı ve Muhsin Yazıcıoğlu da “zindan içre zindan” hayatını gerisinde bırakarak bekâ âlemine göçmüştü.

Kimdi Muhsin Yazıcıoğlu?

Bozkırdan, Sivas’tan yetişmiş, yiğitlik timsali bir Türk evlâdıydı. Onun yüreğini yakan ateşin çerağını Hoca Ahmet Yesevî’ler, Şah-ı Nakşibend’ler, Necmeddin-i Kübrâ’lar ve daha niceleri Mâverâünnehir’de, Horasan’da tutuşturmuşlardı. Kafileler ve nesillerce Anadolu’ya akan ve buraları Türk vatanı, Türkeli kılan bu “Sonsuzluk Kervanı”nın yolcusu hiçbir vakit eksilmiyordu. Fütüvvet ehli bu civânlar, Aliyyül Murtâza yiğitliğini ve Ömerü’l Fâruk celâlini kuşanmış gaziler, şehitler ordusuydu. Dünya durdukça duracak davanın ezelî şahitleri olmak şerefi veriliyordu onlara. İşte Muhsin Yazıcıoğlu bu kervanın, alperenler ordusunun, şahitler yani şehitler ordusunun arasına katıldı. Bundan sekiz yıl önce, Keş Dağı’nda, yine böyle bir Mart ayında…

Yazının devamı; Mostar Dergisi Mart 2017 sayısında.