Yaşadığı Gibi Yazan, Yazdığı Gibi Ölen Adam: Edgar Allan Poe

Salonların parlak ışıkları altında, elit sınıfların edebiyatına alışkın, birbirlerinin gözlerini oymaktan başka derdi olmayan kritikçilerin o günkü tepeden bakan hallerini anlamak zor değil. Küçümseyerek burun kıvırdıkları Poe’nun ileri derecedeki asosyal hayatı, onu “alt türlerin kahramanı” olarak nitelendirmelerinin temel sebeplerinden biri olabilir.

Mostar Dergisi Mart 2017 Parşömen

Parşömen / Ömer Kara 

“Ortalığa kasvetli karanlık çökünce, zihnime üşüşen en korkunç düşüncelerle titremeye, cenaze arabalarındaki çiçekler gibi tir tir titremeye başlıyordum. Artık bedenim uykusuzluğa dayanamaz hale gelince, gönülsüzce uyuyordum, gönülsüzce çünkü uyandığımda kendimi mezarda bulmaktan korkuyordum. Sonunda hafif bir uykuya dalınca da girdiğim hayal dünyasının tepesinde o korkunç mezar fikri dev, kara kanatlarını çırparak, altına gölgesini düşürerek uçuyordu.”

Edgar Allan POE (Diri Diri Gömülüş)

Amerikalı yazar Edgar Allan Poe, 19. asrın ilk yarısında yaşadı (1809-1849). Ufak tefek, silik görünümlü bir adamdı. Hayatı boyunca kurtulamadığı zararlı alışkanlıkları ve ufak tefek beden yapısı yüzünden, daima küçümsenen ve ötelenen biri olarak gölgelerin arasında yaşamını sürdürdü. Dostoyevski’nin, o hep başları belada, köşeye sıkışmış kahramanlarına benzer sefil hayatı içindeki tek gerçek, eşine rastlanması pek güç edebî yeteneğiydi; ancak yaşadığı dönemde bu, yeterince anlaşılamadı. Poe, gerçek acıların kalabalıklar tarafından değil, bireyler tarafından çekileceğine dair sarsılmaz bir inanca sahipti. Kasvetli iç dünyasını bir pranga gibi beraberinde sürüklediği ilk gençlik yıllarında, sanıldığının aksine, son derece çarpıcı ve başarılı mizah ve gezi öyküleri kaleme aldı. Poe, ömrünün son döneminde, birilerinin kendisini takip ettiğinden şüpheleniyordu. Peki, kimdi onu takip edenler? Hayatı boyunca peşini bırakmamış alacaklıları mı? Ölen eski eşinin, kızlarının hayatını berbat ettiğine inanan öfkeli yakınları mı? Kimdi bu karanlık köşelerde pusan isimsiz gölgeler? Peki, Poe, neden yüzleşmiyor ya da yüzleşemiyordu onlarla? Bir defasında, karanlık bir sokağın köşesinde, yüzünü gözünü kana bulayan bu esrarengiz düşmanlarından neden kaçıyor, polise ihbar etmekten ısrarla neden çekiniyordu?

Yazının devamı; Mostar Dergisi Mart 2017 sayısında.