Beşiktaş’ın Emperyalizme Gol Atan İlk Oyuncusu: Fuat Balkan

Fuat Balkan’ın vatan müdafaası, Makedonya’daki komitacılık faaliyetleriyle sınırlı kalmadı. Mondros Mütarekesi’nden sonra millî mücadeleye katılarak, Gümülcine İslâm Cemaati’nin Türkiye mümessili göreviyle Batı Trakya’da işe koyuldu. Batı Trakya Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşunda önemli roller üstlenerek, bölgede silahlı kuvvetlerin hazırlanması ve sevki işlerini de üstlendi.

Mostar Dergisi Mayıs 2017 Serencam

Serencam / Hakan Boz

Üç kıta, yedi denizde kırk sekiz krallığın hükümdarını belirleyen Osmanlı Devleti’nin, 19. yüzyıldan itibaren malî-iktisadî-askerî yenilgilerle “üçlü iflas” yaşaması, Türklerin bu son büyük cihan devletini, Avrupalı emperyalist güçlerin paylaşım planlarının konusu haline getirdi. Tabii olarak Türk milletinin egemenlik haklarına yönelen bu ağır saldırı, sonuçları itibariyle Osmanlı’nın çöküş ve çözülme sürecini de beraberinde getirdi. Eskinin ihtişamlı günlerinde Avrupa’nın haritalarını çizen, krallara taç giydiren, Fransa’nın kulağını çeken, İngiliz büyükelçisini yalvartan, ABD’yi haraca bağlayan Osmanlı, “hasta adam” durumuna düşünce, en karmaşık krizi Sultan Murad’ın vatanlaştırdığı ve Fatih Sultan Mehmed’in himaye ettiği Rumeli’de yaşadı. Balkanlarda yaygınlaşarak Osmanlı’yı kanser hücresi gibi saran etnik milliyetçilikler, kısa süre içinde korkunç bir terör dalgasını da beraberinde getirdi. Düne kadar Osmanlı tebaası olan Bulgar, Sırp ve Rumlar, özellikle Makedonya’da başlattıkları tedhiş hareketleriyle bir yandan Türklerden toprak kopararak devletlerini kurmak isterken diğer yandan da düvel-i muazzamânın, müslüman Türk’ü tarihten tasfiye planına hizmet ettiler. Ancak tam da bu noktada gözden kaçırdıkları hakikat, amcası İskeçe’de katledilen; dayısı Üsküp’ten sürülen; babası Selanik’te şehit edilen felâh-ı vatan subaylarının bu göç ve katliam girdabını göğüslerinde parçalayan vatanperverâne tavırları oldu.

Yakın dönem siyasî tarihimizin belki de en ilgi çekici kahramanlıkları burada kayda düştü. Bu yönüyle milletimizin emperyalizme karşı yürüttüğü “on yıllık harbin” en somut adımları, Balkanlarda atıldı. Bilhassa Türk Ordusu’nun Balkan Savaşı’nda bozguna uğrayarak, payitahta 65 km. kalacak şekilde geri çekilmek zorunda oluşu, devlet aklını, düşmanla mücadelede, alışılmışın dışında bir savaş arayışına yönlendirecekti. Bu doğrultuda yaşanan toprak kayıpları ve müslümanlara yapılan mezalimi önlemek maksadıyla ordumuzun seçkin subaylarından oluşan bir grup, 1913’de Batı Trakya’ya gönderildi.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Mayıs 2017 sayısında.