İnsanlığın Son Kalesi: İdlib

Şimdiye kadar kaç atom bombası insanları öldürmek için atıldı? İki adet. Bu ikisini hangi ülke attı? Amerika Birleşik Devletleri… Buraya kadar anlaşılmayacak bir şey yok. Asıl anlaşılmazlık burada başlıyor. Paradoksumuzu doğuran soru şudur: “Dünyayı nükleer tehditten kim koruyacak?” Cevap, yine Amerika Birleşik Devletleri… İyi de atom bombası kullanmış tek devletten başka bizi atom bombasından koruyacak kimse kalmadı mı? Hırsıza mal emanet etmek neyse Amerika Birleşik Devletleri’nden nükleer güvenlik talep etmek odur.

Mostar Dergisi Mayıs 2017 Gündem

Gündem / Mükerrem Mete

Halep’i işgal edebildiklerini zannedenler İdlib’i neden alamayacaklarını anlayamıyorlar. Eğer bir şehir yakıp yıkmakla, bombalamakla, kimyasal silahlar kullanmakla ele geçirilebiliyorsa doğrudur, Halep Rusya’nın vesayetinde Suriye Rejimi’nin elindedir. Ama tarihin binlerce kez şahitlik ettiği üzere işin aslı böyle değildir. Halep Haleplilerindir, Haleplilerin bedenleri şu anda Halep’te olmasa bile ruhları neredeyse Halep de oradadır. İdlib ise çoktan fethedilmiştir, İdliblilerin gönüllerinde öyle bir sur örülmüştür ki dünyanın hiçbir ordusunun o surları aşacak gücü yoktur.

İnsanlığın Son Kalesi: İdlib

Suriye’deki gelişmeler yakın tarihimizle ilgili iki büyük olayın sonucu olarak görülüyor: Birincisi Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ı işgali, ikincisi ise Arap Baharı. Sünni-Şiî çatışması, Irak ve Suriye’de istikrarın kaybolması, Daeş’in türemesi Irak’ın işgaline; Esed’e muhalefet, Esed’in tepkisi, Suriye iç savaşı, İran’ın ve Rusya’nın Suriye’ye müdahil olması Arap Baharı’na bağlanıyor. İki büyük olaydan hangisinin ne üzerinde daha fazla etkili olduğu tartışılıyor ama Irak Savaşı ve Arap Baharı dışındaki gelişmelerin Suriye İç Savaşı üzerindeki etkileri pek tartışılmıyor. Bu kısır ve yakın vadeli bakış açısına göre ne olduysa son 15 yılda oldu, ondan öncesi hikâye. Elbette son senelerde olanlar büyük ölçüde belirleyici oldu ama Suriye’nin, Orta Doğu’nun ve Batı’nın tarihini bilmeden de ne son seneleri ne de bugünü anlayamayız. 11 Eylül bahanesiyle Irak’ın nasıl işgal edildiğini ve Amerika Birleşik Devletleri’nin savaş gerekçeleriyle ilgili yalan söylediği ispat edilmiş olmasına rağmen neden dünyanın bu durumu seyretmekle yetindiğini 20 yıllık bir gözlükle görmek mümkün değildir. Öyleyse Suriye İç Savaşı’nı değerlendirmek ve İdlib’deki son gelişmeler hakkında konuşmak isteyen biri evvela son iki asrı özet olarak da olsa hatırlamalıdır.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Mayıs 2017 sayısında.