Kitaplara Meftûn Bir Gönül: Ali Emîrî Efendi

“Bende kitap merakı, 9 yaşımda hâsıl olmuştur. Bugün tam 60 senedir ne gecem gece ne gündüzüm gündüzdür. Ömrüm, kâmilen bu merak arkasında koşmuştur. Şöyle ki; Diyarbakır’da 500, 600 sene evvel tamamı 1 milyon 40 bin cildi hâmî bir kütüphane bulunduğunu pederim ve akrabalarım bana hikâyet ederlerdi. Çocukluk bu ya, öyle milyonluk bir kütüphane meydana getiremesem bile karınca kararınca hiç olmazsa 15, 20 bin ciltlik bir kütüphane meydana getireyim, diyerek 9 yaşımdan şimdiye kadar 60 sene oluyor, elime ne para geçtiyse kâmilen kitap almaya hasr ve tahsis etmeye Cenâb-ı Hak ile ahd-u mîsâk eyledim. İşte o tarihten beri de kitap almaya başladım.” Ali Emîrî Efendi

Mostar Dergisi Mayıs 2017 / Çizim: Bünyamin K.

Çerçeve / Cüneyt Dal

Kitaplar Leylâ, O ise Mecnûn

Tanzimat, meşrutiyet ve cumhuriyet olmak üzere üç devir görmüş; bereketli ömründen geriye, 10 bin beyti aşan üç divanını, her biri birbirinden kıymetli 30 kadar telif eserini, bizatihi elleriyle kopya ettiği 700’ü aşkın nadir yazma eseri, gün yüzüne çıkardığı, değerine paha biçilemeyen meşhur Dîvânü lugati’t-Türk’le Câm-ı Cem-âyîn’i ve 4 bini yazma olan 16 bin ciltlik “Millet Kütüphanesi”ni bırakan Ali Emîrî Efendi, 1857 senesinde Diyarbakır’da dünyaya geldi. Şair Sâim Seyyid Mehmed Emîrî Çelebi’nin torunlarından Seyyid Mehmed Şerif Efendi’nin oğludur.

Babası, Bağdat ile Diyarbakır arasında kervan işleten bir tüccardı. Doğal olarak oğlunu da, çarşıdaki dükkânında bir yer vermek suretiyle ticarete hazırlamak istedi. Ancak Ali, daha o yaşlarda bambaşka bir dünyadaydı. Dükkânın bir köşesinde, sabahtan akşama kadar elinde kitap, okur dururdu. Gelen müşterilere; “Mal orada, fiyatı da şudur. Alacaksanız indireyim. Yoksa beni boş yere meşgul etmeyiniz.” demeye başlamıştı. Oğlunun, dükkâna faydadan çok zarar getireceğini gören Mehmet Şerif Efendi, Ali’yi dükkândan uzaklaştırdı ve istidâdı üzere ilim tahsiline verdi.

Parıldayan Hafıza

Ali Emîrî, ilk tahsilini, Diyarbakır’daki Sülûkiyye medresesinde yaptı. Sekiz, on yaşlarına geldiğinde okuma merakı git gide artmıştı. Arkadaşları oyun oynarken o, mektep avlusunun bir köşesinde, okumaktan yorulmuş zihnini dinlendirmekle meşgul olurdu. 4 bin beyitlik “Nevâ-dirü’l-Asar” adındaki şiir kitabıyla, Hazreti Ali’nin (r.a) kelâm-ı kibarlarını da bu yıllarda ezberlemiştir. “Tezkire-i Şuarây-ı Âmid” isimli eserinde belirttiği üzere gündüzleri okuduğu, ezberlediği metinleri gece uykusunda sayıklıyor, bu yüzden de kimse yanında yatmak istemiyordu. Ömrünün son demlerine doğru hafızasında 100 bin beyti aşkın şiir bulunduğu, kitâbeleri ve karmaşık vakfiyeleri okumakta mahir olduğu anlatılır.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Mayıs 2017 sayısında.