15 Temmuz 2017 Huzurlu muyuz?

1950’lerde üç emekli polis sahte bir karakol kurdu, 2016’da vatan hainleri koskoca devleti ve milleti ve dahi ümmeti yok etmek için tuzak kurdu. Ve şimdi 2017’nin temmuz ayındayız. Dönüp bakıyorum… Hiç de ciddi mesafe alamadık sanki. Tekrar bir dalgınlığa, gaflete düşersek ne olur diye düşünmeden geçen gecem yok. Yapacak bir şey yok, tetikte olmaya ve dua etmeye devam edeceğiz. Allah yardımcımız olsun.

Mostar Dergisi Temmuz 2017 Dosya

Dosya / Şule Beyaz

1950’li yıllarda İstanbul’da yaşanmış meşhur bir hikâye vardır: Sirkeci Emniyet Amirliği’nde görevli üç polis memuru emekli olurlar. Bir süre sonra boş boş gezmekten hem canları sıkılır hem de maddî olarak sıkıntı yaşamaya başlarlar. Ne iş yapsak diye düşünürler. Şu işi mi yapsak, bu işi mi yapsak derken birinin aklına bambaşka bir fikir gelir: En iyi yaptığımız işi yapalım, karakol kuralım!

Bir yer bulup kiralarlar. Tabelacıya gidip “Küçükpazar Karakolu” yazan tabelayı yaptırıp binaya asarlar. Masasından daktilosuna kadar her şeyi tedarik edip karakolu açarlar. Karakol hizmete açılınca da bölge esnafından haraçlarını toplamayı eskiden olduğu gibi sürdürürler. O sırada da Sirkeci Emniyet Amiri değiştiğinden, bölgede Küçükpazar Karakolu diye bir karakol var mı, yok mu bilmez. Hatta bir gün,  göreve yeni gelen Sirkeci Emniyet Amiri’ne, bir kutu çikolatayla “Hoşgeldin”e de giderler. Sohbetin devamında, memur azlığından yakınıp takviye memur talep ederler. Sirkeci Emniyet Amiri de, “Bende memur çok, birkaçını sizde görevlendirelim.” diyerek Küçükpazar Karakolu’nun emrine üç polis memurunu verir. Sahte karakol, tıkır tıkır işini yapmaya devam eder: Suçlular adliyeye götürülmekte, evraklar gelmekte, evraklar gitmekte, yazışmalar dosyalanmakta, suçüstüler yapılmaktadır.

Yazının devamı; Mostar Dergisi Temmuz 2017 sayısında.