Bölünerek Çoğalabilen Kadim Bir Meslek : Değnekçilik!

Köydeki bağı tarlayı satıp büyük şehre köşeyi dönme hayalleriyle gelen Şaban karakterini
hatırlarsınız. Daha ilk adımda tüm parasıyla eski adıyla Boğaziçi Köprüsü’nü satın almış, üstüne bir de karakolluk olmuştu. Böyle gariban insanlar pek kalmadı ama köprüyü satmaya çalışan adamın mirasyedileri halen aramızda dolaşıyor. Artık türlü üçkâğıt numaralarıyla olmasa da havadan para kazanmanın yolunu bir şekilde buluyorlar. Özellikle büyükşehirlerde park yeri gibi milleti canından bezdiren, tez zamanda evi arabayı satıp küçük bir sahil kasabasına yerleşme hayalleri kurdurtan bir belanın oluşu bu adamlara bedavadan köşeyi dönmenin yolunu göstermiş adeta. Kimden bahsettiğimizi biliyorsunuz: Kâhyalar ya da halk deyimiyle Değnekçiler.

Değnekçilik öyle bir meslektir ki, bu işi yapanlar haricinde kendilerinden memnun olan tek kişi dahi görülmemiştir. Çan ortalamasını yükselten en ön sıradaki gözlüklü çocuk bile bu kişilerden daha sevimlidir. Değnekçiler, twitter’da her tweete alakasız “mention” atan uyuz takipçi, facebook’ta her paylaşıma yorum yapan uzak akraba, yaz gecelerinde kulak dibinde vızırdayan sivrisinek gibidirler. Ne yapsan uzaklaştıramaz, kurtulamazsın.

Arabana Sahip Çıkarım

Her birinin normal insanlarda olmayan üstün yetenekleri vardır. Bu yeteneklerin ilki ışınlanmadır. Siz arabayı park etmeye niyetlendiğinizde ortalıkta kimse görünmezken bir anda kapının yanında bitiverirler.

Nazım Yılmaz’ın hazırladığı yazının devamı Mostar Dergisi Eylül 2017 sayısında.